Kim Kimken..

yavriligot
yavriligot 15 Aralık 2015 - Bu Makeleyi 1684 kişi okudu.

 Ne zaman otantik bir türkü dinlese,sebebi asla kendi olmayan;ama çekmekle mükellef olduğu sınırsız acıları tekrar tekrar yaşar,bir hıçkırık gelir Azrail misali  boğazına düğümlenir ve yaşlar havuza döner bir benti andıran gözlerinin alt kapağına.Bazen çok sevdiği ve hasretine dayanamadığı anası düşer o iri gözlerinden,bazen de film şeridi gibi geçen yokluk dolu hayatı.Yüreği denizde havza olur ve dünyanın tüm çilesini toplayan Solaklı deresi akar girer içine.İlk sevdasını elde,sevdiklerini toprakta ve tüm dünyayı sırtında görür çok zaman.Herkes düşmanıdır yanlı yansız,yalan yanlış.    
          Ara ara çocuklarına veremediği harçlık olur,ara ara mezarlara okuyamadığı dua;ama asla adam olmaz başkalarınca.Zaman değişir,mekan değişir;nedense değişmez bu mefhum.Sevda dolu yürekleri koparıp sılasından gurbet elin bağrına taşımayı kendine ilke edinen,sılaya getirdikleri de en yok zamanda mecburen geri döneceğinden gözardı edilen Ulusoy Turizmin Kırkdört numaralalı koltuğunda,bileti paralı bir hayırsever tarafından alınan ve bu durumu bir şekilde bütün solaklı boğazının kendisinden önce duyduğu,bunun da bakışlarla kendisine her durumda hissettirildiği,gözü gurbette aklı memlekette bir adam ya da adamsı.
          Elde görünce bile mutlu olduğu hatta hatırına ele sempati duyduğu biriciğini görür müydü acaba bir daha?Kırışan yüzüne bir daha bakabilir,kendisini ona acındırabilir miydi kimbilir?Hayatın ondan, kendisi dışında çok şey aldığını gösterebilir miydi keza?Zaar saçları ağarmış,kısmen kamburu çıkmış,ağızında parlayan dişleri de Kütahya seramiktendi ne etsin?Her ikisi de kollarında çocuklarıyla aynı düğünde karşılıklı horon edebilir miydi yine eskisi gibi?Gösterebilir miydi çetrefilli figürlerini yine yeniden?Dertlerinden sebep kafasında çıkan çıban ve yaralardan kevgire dönen başının tepesinden,bir bardak su döktüğünde,ensesine bir damla düşmeden su yok oluyordu ne yazık!
          En arkası da olsa koltuğunda geldiği otobusün bagajında dönmeye çok yakın hissediyor,bu yüzden,nereye bakarsa baksın helallik isteyen gözlerle bakıyordu.Yolun yarısını geçeli çoktu ve bedelini ödemediği hiçbir diyeti yoktu.O da birçoğuna bilet almış;ama kimseye anlatmamıştı.Elinden geldiğince yardımlarda bulunmuş,kendince eksikliğini hissetmiş;fakat kimseye hissettirmemişti.Ne mahallenin en sevilen adamıydı ne de caminin ölümüne müdavimi.Sıradandı,çok sıradan.Küçük şeylerden mutlu olur ve yine fındık kabuğu doldurmayan şeylerden devasa sorunlar çıkarır,insanları üzerdi.Pişman olur;ama geri vites yapamazdı.Gururluydu ve en büyük sorunu da buydu.Bu konuda hiç de mütevazı olamazdı.Romantik bir adam olsa da hiç içine sindiremediği;ama onsuz bir hayatı da düşünemediği eşine ömrünce bir demet gül almamış,sebebini de gül reçeli yapmak için şeker de isteyebilir gibi akıl saçması bir düşünceye bağlamıştı.
          Mutlu olmak için milyonlarca sebebi görmez,mutsuzluğundan zevk almaya çalışırdı.Hayallerinde bile kendisini başkalarına ezdirir,gözlerindeki havuzu defalaca doldurur boşaltırdı.Asla insanlardan kendisine iyilik etmelerini beklemez;ama kötülük de etmemelerini umardı.Uzak durmaya çalışsa da kendisini en umulmadık,alakasız konuların odağında bulur,çoğu kez de kabak hep onun başında patlardı.Hiç üstüne vazife olmadığı halde adalet dağıtıcısı gibi bir misyon üstlenir,bütün olaylarda aklınca hakemlik yapardı.Doğru bildiği yolda asla taviz ve aynı insana ikinci bir şans vermezdi.Çok ince ve çıtkırıldım bir kalemi vardı.İnsanları,eylemi gerçekleştirmeseler bile niyet okuyarak olayın gidişatına göre yargılar ve peşin hükümle cezalandırır,hatta genelde çoğuyla ilişkisini keser,araya geri dönüşü imkansız mesafeler koyar,olabildiğince lanet görünür,başını kaldırır giderdi.
          Gün ortasında bir tuhaf karanlık vardı.Aklına annesi geldi.Hayatta en korktuğu şey,annesini üzmek ve Allah muhafaza ahını almaktı.Her daim Ona bir emanet gibi bakmış,o şekil davranmaya çalışmıştı.Gel gör ki koca bir ömür geçmiş,yanyana durmak onlara nasip olmamıştı.Yanyana zamanlarında bile negatif bir elektrikten olacak devamlı bir sorun çıkmıştı.Elbette bu öküzlüğünde,annesinin kendisini bir zamanlar 'Tosunum' diyerek sevmesinin etkisi de olabilirdi;ama öküz sılada da gurbette de öküzdü.Cennetin bile ayaklarının altına serildiğini bildiği bu kutsal varlığa karşı bu kadar anlamsız hareketlerde bulunmasının nasıl bir mantıklı izahı olabilirdi!Kapansın istiyordu artık perde.Ne onunla ne onsuz.Var mıydı ki dünyada ilk sevdasını alan,ya da annesinden haseble, düğünlerdeki horonlarında kendisine sempatiyle bakan?...

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır..
Herhangi bir yorum yapılmadı, ilk yorumlayan siz olun!